Kevser Suresi
Posted on Mart 30th, 2008 in Namaz , kerbela, kevser ne demek, kevsersuyu, ser suresi

Dinlemek İçin
MÂNÂSI
Biz verdik sana (Yâ Muhammed) hakikatte Kevser. Sen de Rabbın için namaz kıl ve kurban da kesiver. Doğrusu, asıl ebter sana buğz eden (hınç besleyen, diş bileyen) in kendisidir.
Tefsir - Kur’ân’da lâfız bakımından en kısa, mânâ cihetinden çok geniÅŸ sûre budur. Mekke’de nazil olmuÅŸtur. Müslümanlar ilk devirlerinde hem azlık, hem de fakir idiler. Peygamber Efendimizin erkek çocukları da o sıralarda ölmüştü. Arap putperestleri bunları Müslümanlık için birer kusur sayarak onlarla alay ederlerdi. “EÄŸer Muhammed hak Peygamber ve getirdiÄŸi din de İlâhî bir din olsaydı herkes bu dîne giriverirdi. Ve Muhammed’in arkasına adını andıracak bir erkek evlâdı kalırdı. Adını sanını yaÅŸatacak bir evlâdı bile yok!” diyerek halkı Müslümanlıktan soÄŸutmaya çalışıyorlardı. (Arkasına erkek evlâdı kalmamış olanlara Araplar ebter derler ki, güdük kaldı, arkasından adını anacak kalmadı, demektir) İşte bütün bunların birer dedikodudan ibaret olduÄŸunu bildirmek için Allâhu Teâlâ bu sûreyi inzal buyurdu ve bununla Peygamber’e ve müslümanlara büyük bir müjde verdi.
Allâhu Teâlâ buyuruyor ki: “Yâ Muhammed! Muhakkak ki biz sana Kevser verdik. Sen bundan dolayı Allâh’a şükret, ibadet et…” Acaba Kevser ne demektir? Bunun pek çok mânâları vardır. Birkaçını burada gösterelim: Kevser, bitmek tükenmek bilmiyen saâdet ve hayır kaynağıdır.
Kevser, geçtiği her yere, kupkuru bir çöl dahi olsa, taze bir hayat sağlayan, oranın kısırlığını, yoksulluğunu feyiz ve berekete çeviren Cennet ırmağıdır.
Kevser, bütün dünyaya feyiz ve bereket getirecek, dünyayı baştanbaşa yenileyecek bir ilim, hikmet, fazilet deryasıdır.
Kevser, bütün beÅŸeriyet için bir saâdet ve selâmet kaynağı olan Peygamberlik rütbesidir. İşte Kevser’in böyle birçok mânâları vardır. Bütün bu mânâları gözönünde tutarak bu sûrenin mânâsını şöyle izah edebiliriz:
“Habîbim! Ben sana öyle bir rütbe, öyle bir din verdim ki: O, çölün ortasından fışkıran ve rastgeldiÄŸi herÅŸeye yeni, taze, ebedî bir hayat veren suyu bol bir ırmak gibidir. Bu mânevi ve İlâhî kaynaktan fışkıran feyiz ve bereket, hayır ve fazilet hiç kesilmeden akacak ve sınırlarını geniÅŸleterek beÅŸeriyetin vicdanını çöl kısırlığından kurtaracak, onu yepyeni bir hayata kavuÅŸturacak ve kıyamete kadar hiçbir engel onun akışını durduramayacaktır. Böylece senin adın, sanın da her zaman ve her yerde söylenecek, kalplerde yaşıyacak, dînin dünyaya yayılacaktır. Dünyada olduÄŸu gibi âhirette de Kevser nîmeti, Kevser ırmağı sana verilecektir. O’nun sahibi sen olacaksın ve ondan kana kana içenler mes’ut ve bahtiyar olacaklardır.”
“Åžunu kesin olarak bil ki: Güdük kalacak, sonu gelmeyecek, adı sanı unutulacak olan sen ve senin dînin deÄŸil, asıl sana ve senin dînine düşman olanların kendileridir. Onların soyu sopu kalmayacaktır. Öyle ise bu büyük nîmeti sana veren Rabb’ın için, evet yalnız O’nun için namaz kıl, ihlâs ve tam bir baÄŸlılık ile ibadet et, kurban da kes; kulluÄŸunu göster.”
İşte bu İlâhî hitap, daha ortada birÅŸey yok iken Müslümanlığın dünyaya nasıl yayılacağını, Onun nasıl bir saâdet ve fazilet kaynağı olduÄŸunu, bu dîne düşman olanların her zaman ve her yerde ebter ve güdük kalacaklarını, dünyada nam ve niÅŸanları kalmıyacağını haber veriyor ve Peygamber’in de kıyâmete kadar adının anılacağını, dünyada olduÄŸu gibi âhirette de Kevser nîmetinin kendisine verildiÄŸini müjdeliyordu. Nasıl ki öyle olmuÅŸtur ve öyle olacaktır.
Bu tükenmek bilmiyen nîmete karşı Cenâb-ı Hakk’ın namaz ve kurban îbadetleri ile emir buyurması, bu ibâdetlerin Allah yanındaki yüksek mevkilerini ve önemini gösterir.

Leave a Reply