Hz. YÛNUS (a.s)
Posted on Mart 12th, 2008 in Peygamberlerin Hayatı
Â
Hz. YÛNUS (a.s)
Adı Kur’ân’da geçen peygamberlerden biri.
Soyu, Bünyamin vasıtasıyla Ya’kûb (a.s)’a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)’a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiÄŸine göre, İsa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi, Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (İbn Sa’d, Tabakatü’l-Kübra, Beyrut 1957, I, 55). Buhârî’nin verdiÄŸi bilgiye göre ise, bu görüş yanlıştır. Aslında Matta, Yûnus (a.s)’ın annesinin deÄŸil, babasının adıdır. Yani Yûnus (a.s), Yûnûs b. Matta diye anılınca, babasının adıyla anılmış olur (ez-Zebîdî, Sahihi Buhârî Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi ve Åžerhî, trc: Kamil Miras, Ankara, 1971, IX, 152).
Yûnus (a.s)’ın Ya’kub (a.s)’ın torunlarından olduÄŸu, Kur’ân’da şöyle haber veriliÅŸtir:
“Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiÄŸimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim İbrâhim’e, İsmail’e, İshâk’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Harûn’a, Süleyman’a da vahyetmiÅŸ ve Davud’a da Zebûr’u vermiÅŸtik” (en-Nisâ, 4/163).
Bu âyette ifâde edildiÄŸi gibi İsâ (a.s), Eyyûb (a.s), Harun (a.s) ve Süleyman (a.s)’da Yunus (a.s) ile aynı soydan, Yakub (a.s)’ın torunlarındandırlar.
Yûnus (a.s)’ın nüfusu yüz bini aÅŸkın bir ÅŸehrin halkına uyarıcı ve tevhide çaÄŸrıcı bir peygamber olarak gönderildiÄŸi, Kur’ân’da şöyle geçmektedir:
“Ve onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara peygamber gönderdik” (es-Saffat, 37/147).
O’nun peygamber olarak gönderildiÄŸi bu yerin Ninova ÅŸehri olduÄŸu nakledilmiÅŸtir. Ninova ÅŸehri, Dicle nehrinin kıyısında, ÅŸimdiki Musul’un yerinde bulunmaktaydı. Bu beldenin insanları küfrün içinde bulunuyorlardı ve putlara tapmakta idiler. Yûnus (a.s) onları küfürden ve putperestlikten nehyetmek bir de onlara, küfürlerinden dolayı tevbe etmelerini, Yüce Allah’ın varlığına ve birbirine inanmalarını emretmek üzere gönderilmiÅŸti (ez-ZemahÅŸerî, el-Keşşâf, Kahire, t.y., V, 126; et-Taberî, Tarih, Mısır 1326, II, 42).
Yûnus (a.s)’ın adı, Kur’ân’ın çeÅŸitli yerlerinde geçmekle berâber, Kur’ân’daki sûrelerden birine isim olarak verilmiÅŸtir. Kur’an’ın onuncu sûresinin adı, Yûnus sûresidir.
Yûnus (a.s) milletini otuz üç yıl Allah’a imân etmeye, küfürden kurtulmaya davet etti, tebliÄŸde bulundu ve peygamberlik vazifesini yerine getirdi. Ancak sadece iki kiÅŸi ona imân etti (İbn Esir, el-Kâmil, Beyrut 1965, I, 360; Sahihi Buhâri ve Tecridi Sarih Tercümesi, IX, 152).
Milletinin bu ÅŸekilde küfürde direnmesi ve imâna gelmemesi, Yûnus (a.s)’ın zoruna gitti. Yüce Allah onun bu kızgınlığını ve bunun neticesinde milletini terketmeye kalkışmasını şöyle haber vermiÅŸtir:
“Zünnûn (Yûnus)’a gelince, o, öf keli bir halde geçip gitmiÅŸti. Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmiÅŸti. Nihâyet karanlıklar içinde; “Senden baÅŸka hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!” diye niyaz etti.” (el-Enbiyâ, 21/87).
Bu âyette Yûnus (a.s)’dan Zünnûn diye bahsedilmiÅŸtir. Zünnûn, balık sahibi demektir. Kur’ân’ın baÅŸka bir yerinde de, Yûnus (a.s) bu lakabla anılmıştır:
“Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani, o dertli dertli Rabbine niyaz etmiÅŸti” (el-Kalem, 68/48).
Hem bu âyette hem de yukarıdaki âyette Yûnus (a.s)’ın sabretmemesine, Allah’ın emri olmadan milletini terketmeye kalkışmasına işâret edilmiÅŸtir. Onun bu hali üzerine, Yüce Allah şöyle buyurmuÅŸtu:
“O halde, peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiÄŸi gibi sen de sabret” (el-Ahkâf, 46/35).
Allah’ın müsaadesi olmadan Yûnus (a.s)’ın ayrılmaya kalkışması, iyi netice vermemiÅŸti. Ninova’dan ayrılmak için bir gemiye binmiÅŸti. Geminin batmaya yüz tutması üzerine, hafiflemesi için yolculardan birinin suya atılması gerekti. Kimin suya atılacağını tesbit için kur’a çekildi ve kur’a Yûnus (a.s)’a isâbet etti. Bu durum kur’ân’da şöyle haber verilmiÅŸtir:
“Gemide onlarla karşılıklı Kur’a çektiler de yenilenlerden oldu” (es-Saffat, 37/141).
İşin daha acısı, Yûnus (a.s) denize atıldıktan sonra bir balık onu yutmuÅŸtu. Yüce Allah Kur’ân’da onun bu durumunu şöyle haber vermiÅŸtir:
“Yûnus, (Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) kendisi kötülüklerken, onu bir balık yuttu” (es-Saffat, 37/142).
Burada Yûnus (a.s) hatasını anlamış ve nefsini kınamaya başlamıştı. Balığın karnındaki karanlıklarda:
“Senden baÅŸka ilâh yoktur. Sen eksikliklerden uzaksın, yücesin. Ben zalimlerden oldum!” (el-Enbiyâ, 21/87) diye dua etmeye ve Allah’a yalvarmaya baÅŸladı. Bu ÅŸekilde imân ve inançla Allah’a sığınması neticesinde, Yüce Allah onu affetmiÅŸti (el-Maverdî, en-Nuketu ve’l-Uyûnu, Beyrut 1992, III, 465 vd). Yûnus (a.s)’ın duasının kabul edildiÄŸi ve Allah tarafından bağışlandığı, Kur’ân’da şöyle dile getirilmiÅŸtir:
“Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, insanları böyle kurtarırız” (el-Enbiyâ, 21/88).
“EÄŸer tesbih edenlerden olmasaydı, (insanların) yeniden diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı” (es-Saffat, 37/143, 144).
Gücü her ÅŸeye yeten Yüce Allah, balığın karnındaki Yûnus (a.s)’ı öldürmedi. Bir süre sonra balık onu aÄŸzı ile sahile bırakmıştı. Onun kurtuluÅŸ ve daha sonraki hafi, Kur’ân’da şöyle haber verilmiÅŸtir:
“(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti), biz de onu hasta bir halde aÄŸaçsız, boÅŸ bir yere attık ve üzerine (gölge yapması için) kabak türünden bir aÄŸaç bitirdik” (es-Saffat, 37/145, 146).
Yûnus (a.s)’ın Allah tarafından affedilmesi ve büyük bir tehlikeden kurtarılması, Kur’ân’ın baÅŸka bir yerinde dile getirilmiÅŸtir:
“Sen Rabb’inin hükmüne sabret, balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak (Allah’a) seslenmiÅŸti. EÄŸer Rabb’inden ona bir nimet yetiÅŸmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı. Fakat (böyle olmadı), Rabb’i onun duasını kabul etti de onu salihlerden kıldı” (el-Kalem, 68/8, 49, 50).
Yûnus (a.s)’ı bu sıkıntılardan kurtaran Yüce Allah, onun milletine de neticede hidâyeti nasib etti. Onlar da sonunda Allah’a imân edip tevhid’e sarıldılar. Onların tevbe edip hakka dönüşlerini ifâde eden âyetin meâli şöyledir:
“İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik” (es-Saffat, 37/148).
Yûnus (a.s)’ın milletinin bu ÅŸekilde tevbe etmeleri, küfürden dönüp Allah’a inanmaları, Allah tarafından övülmüş, methedilmiÅŸtir:
“KeÅŸke (azabı gördükten sonra) inanıp da, inanması kendisine fayda veren bir memleket olsaydı! (Azabı gördükten sonra inanmak, hiç bir memlekete yarar saÄŸlamamıştır). Yalnız Yûnus’un kavmi, (azab henüz inmeden önce) inanınca, dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırmış ve onları bir süre daha yaÅŸatmıştık” (Yûnus, 10/98).
Yûnus (a.s)’ın faziletli bir insan olduÄŸu, Yüce Allah tarafından şöyle haber verilmiÅŸtir:
“İsmâil, el-Yesa’, Yunus ve Lut’a da (yol gösterdik). Hepsi iyilerden idiler” (el-En’âm, 6/86).
Hz. Muhammed (s.a.v) de onu şöyle övmüştür:
“Her kim ben Yûnus b. Mattâ’dan hayırlıyım derse, yalan söylemiÅŸtir” (Buhârî, Tefsiru süre 6, 4).
Yûnus (a.s) da, diÄŸer peygamberler gibi, insanları küfrün ÅŸerrinden nehyetmiÅŸ ve Allah’a imân etmeye davet etmiÅŸtir. İnanan insanlar için, onun hayatından alınacak çeÅŸitli ibretler vardır.
Nureddin TURGAY

Leave a Reply