AHİR ZAMANDA, UNUTTURULMAYA ÇALIŞILAN AHİR ZAMAN KONULARI

Posted on Mart 9th, 2008 in Kuran Mucizeleri , , , , , , , , , , , , ,

Ahir zamanda gelecek olan şahıslar ve bu dönemde yaşanacak olaylar insanlığın yüzyıllardır büyük merakla beklediği önemli konulardandır.Ancak son dönemde bazı kimselerce ahir zamana ilişkin alametler, haber ve müjdeler göz ardı edilmekte, bu gerçekler insanlardan gizlenmeye veya unutturulmaya çalışılmaktadır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in hadislerinde detaylı olarak bildirilen ahir zaman alametlerine göre ahir zaman iki dönemden oluÅŸmaktadır. Bu kutlu zamanın ilk dönemi bozulmaların, dejenerasyonun, felaketlerin, çatışmaların, savaÅŸların, yoklukların yaÅŸanacağı bir dönemdir. Ahir zamanın ikinci dönemi ise, Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne geliÅŸi ve Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışıyla birlikte, yeryüzüne barışın, huzurun, özgürlüğün hakim olduÄŸu, bolluÄŸun ve bereketin yaÅŸandığı, insanların her açıdan memnun oldukları güzelliklerle dolu bir dönemdir.

Hadis-i ÅŸeriflerde ahir zamanın ne zaman ve ne ÅŸekilde baÅŸlayacağını ortaya koyan yüzlerce alamet haber verilmektedir. İçinde bulunduÄŸumuz dönemde, Peygamberimiz (sav)’in 14 yüzyıl önce haber verdiÄŸi alametlerin birbiri ardına gerçekleÅŸmesi, ahir zamanın ilk döneminin yaÅŸanmaya baÅŸlandığını açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu alametlerin birbiri ardına gerçekleÅŸmesi ile İslam alemi çok kutlu bir bekleyiÅŸ içine girmiÅŸtir: Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez geliÅŸi ve Hz. Mehdi ile birlikte Deccal’in fitnesini ortadan kaldırıp İslam ahlakını tüm dünya üzerinde hakim kılmaları.

Ahir zaman alametlerine tanıklık eden insanlar, Allah’ın izniyle, Hz. İsa’nın ve Hz. Mehdi’nin geliÅŸinin yakınlaÅŸtığını umut edebilirler. Her bir alamet, bize,  çok kutlu bir dönemde yaÅŸadığımızın hatırlatıcısıdır. Asırlardır beklenen bu tarihi müjde -Allah’ın izniyle- gerçekleÅŸmek üzeredir.

Bu kutlu dönem, Sevgili Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde de açıkça vurgulanarak ahir zamanda yaÅŸayan tüm iman sahiplerine müjdelenmiÅŸtir:

“Mehdi benim Ehl-i Beyt’imden ve benim neslimdendir. O, yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Muhakkak ki o İsa Aleyhisselam ile birlikte yola çıkarak Filistin arazisindeki Bab-u Lut denilen mevkide Deccal’i yok etmesi için Hazreti İsa’ya yardım edecektir.”1

Ancak tüm Müslümanların ÅŸevk içinde bekledikleri bu müjdeli olayları bazı kimseler aynı heyecanla beklememektedirler. DoÄŸruluÄŸu konusunda büyük İslam alimlerinin tümünün hemfikir olduÄŸu ahir zaman hadislerine karşı, kendilerince ilgisiz ve kayıtsız kalarak adeta Müslümanların bu konuyu unutmalarını istemektedirler. Şüphesiz ki, Peygamberimiz (sav)’in, ahlakını kendi ahlakına benzettiÄŸi, pek çok üstün özelliÄŸi ile övdüğü Hz. Mehdi gibi kutlu bir ÅŸahsı ve hayatı mucizelerle dolu bir peygamber olan Hz. İsa’yı bekliyor olmak ilgisiz kalınabilecek veya unutulabilecek bir durum deÄŸildir.

HZ. MEHDİ’NİN GELİŞİ PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN BİZLERE BİR MÜJDESİDİR Hz. Mehdi’nin geliÅŸi bizzat Peygamberimiz (sav) tarafından müjdelenmiÅŸtir ve Peygamberimiz (sav)’in bu konuda tevatür (kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber) olarak kabul edilen çok sayıda hadisi vardır. Peygamberimiz (sav) bir hadisinde “HZ. MEHDİ İLE MÜJDELENİN. O KureyÅŸ’ten ve Ehl-i Beyt’imden bir kiÅŸidir.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, s.13) sözleriyle, bu konunun Müslümanlar için bir müjde olduÄŸunu bildirmiÅŸtir.

Ahir zamanda yaşıyor olmak ve tarihin en büyük fikri mücadelesine tanıklık etmek, bu yüzyılda yaÅŸayan sınırlı sayıda insana nasip olacak önemli bir nimettir. Bunun bilincine varan her samimi Müslüman, Allah’ın seçip görevlendirdiÄŸi Hz. İsa ve Hz. Mehdi’ye uymak, onlara mücadelelerinde destekçi olmak isteyecektir. Samimi iman edenler için, İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olması, dünyadaki en büyük mutluluk kaynağı olacaktır. Bu yazının hazırlanmasındaki amaç da, ahir zamanın unutulmaması gereken bu önemli olaylarını ve müjdelerini bir kez daha hatırlatmaktır.

MESİH DECCAL FAALİYETTE…

Ahir zamanda, unutturulmaya çalışılan ahir zaman konularından biri, Deccal’in çıkışı ve yeryüzünde organize edeceÄŸi dinsizlik fitnesidir. Hadislerde hakkında detaylı bilgiler verilen Mesih Deccal’in, içinde bulunduÄŸumuz yıllarda faaliyetlerine baÅŸlamış olduÄŸundan daha önceki yazılarımızda da bahsetmiÅŸtik. (En doÄŸrusunu Allah bilir)

Peygamber Efendimiz (sav), Deccal’in fitnesinin büyüklüğüne dikkat çekerek “Allah Hz. Adem’i yaratmış olduÄŸu günden bu yana, Deccal’in fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır.” 2 hadisiyle tüm Müslümanları bu tehlikeye karşı uyarmıştır. Gerçekten de günümüzde Deccaliyet’in etkisi, dünya halkları üzerinde tüm gücüyle hissedilmektedir. Pek çok ülkede Müslümanların maruz kaldıkları zorluk, sıkıntı ve eziyetler her geçen gün artmaktadır. Açıktır ki, bugünün dünyasında yaÅŸanan her türlü zulmün, adaletsizliÄŸin ve kargaÅŸanın altında dinsizliÄŸin toplumlar üzerinde meydana getirdiÄŸi büyük tahribat rol oynamaktadır. Yeryüzünde dinsizliÄŸin yayılması için mücadale edenlerin kendilerine en büyük dayanak olarak kullandıkları evrim teorisi ve Darwinizm düşüncesinin ortadan kaldırılması, iÅŸte bu nedenle son derece büyük önem arz etmektedir. Bu açık gerçeÄŸe raÄŸmen bazı kimseler Darwinizm ile yapılan fikri mücadeleyi de kendilerince önemsiz göstermeye çalışmakta, hadislerde ahir zamanın en büyük fitnesi olarak tarif edilen Deccal’in, bu fitnesini evrim teorisi ile faaliyete geçirdiÄŸini anlamamakta diretmektedirler.

Öte yandan şu anda tüm dünyada ileri boyutta bir ahlaki dejenerasyonun var olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçek olmasına rağmen, bu bozulmanın altında yatan sebeplerin bazı çevrelerce hiç gündeme getirilmeyip örtbas edilmeye çalışılması da Deccaliyetin yaygın etkisi açısından dikkat çekicidir. Oysaki herkese bir şekilde zararı dokunan bu ahlaki bozulmanın tedavi edilebilmesi, ancak ve ancak sorunun kaynağındaki Deccaliyet etkisinin deşifre edilip üzerine gidilmesi ile mümkün olabilir.

Dünyada meydana gelen geliÅŸmeler, Deccal’in faaliyetlerinin baÅŸlamış  olduÄŸunu göstermektedir. Bu durum, Hz. Mehdi’nin  çıkışının oldukça yaklaÅŸmış olduÄŸuna iÅŸaret etmektedir. (En doÄŸrusunu Allah bilir)

Hz. Mehdi’nin gerçekleÅŸen yüzlerce çıkış alametlerinden birkaçı ÅŸunlardır:

1) AFGANİSTAN’IN İŞGALİ
2) İRAN-IRAK SAVAŞI
3) FIRAT’IN SUYUNUN KESİLMESİ
4) RAMAZAN’DA AY VE GÜNEÅž TUTULMALARI
5) KUYRUKLU YILDIZIN DOÄžMASI
6) KABE BASKINI VE KABE’DE KAN AKITILMASI
7) DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜLMESİ
8) IRAK’IN İŞGALİ
9) ÇÖLDE BATAN ORDU
10) HZ. MEHDİ’NİN ÇIKIÅžINDAN ÖNCE YAYGIN KATLİAMLAR     MEYDANA GELMESİ
11) DÜNYANIN HER YERİNİ KARIŞIKLIK VE KARGAŞANIN KAPLAMASI
12) KADINLAR VE ÇOCUKLARIN DAHİ KATLEDİLDİĞİ FİTNELERİN YAŞANMASI
13) BÜYÜK ŞEHİRLERİN        YOK OLMASI
14) DEPREMLERİN ÇOĞALMASI

Hz. Mehdi’nin çıkışı ile ilgili hadislerin ard arda gerçekleÅŸmesi belirli bir döneme iÅŸaret etmektedir. Açıktır ki tüm alametlerin Hicri 14. yüzyıl başından (1979-1980) itibaren sırayla ortaya çıkmaları, içinde bulunduÄŸumuz dönemin Hz. Mehdi’nin yeryüzünde bulunuÅŸ yılları olduÄŸunu çok net bir ÅŸekilde ortaya koymaktadır. (En doÄŸrusunu Allah bilir.)

HZ. MEHDİ’NİN ZUHURU YAKLAÅžTI…

Ahir zamanın en önemli olaylarının başında Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışı ve onun liderliÄŸinde İslam BirliÄŸi’nin kurulması gelmektedir. Hz. Mehdi, Kuran ahlakının yaÅŸanmasına vesile olacak ve kendi önderliÄŸinde bir İslam birliÄŸini de gerçekleÅŸtirecektir. Peygamber Efendimiz (sav) de bazı hadislerinde Hz. Mehdi’nin geliÅŸ tarihi olarak açıkça Hicri 1400 yılını (Miladi olarak 1979-1980 yılları) vermiÅŸ ve bu kutlu ÅŸahsın önderliÄŸini müjdelemiÅŸtir. Bu hadislerden biri şöyledir:

“İnsanlar 1400 senesinde Mehdi’nin  yanında toplanacaklardır.”3

Bu haber iman edenlerin ÅŸevk ve heyecanını arttıran çok büyük bir müjdedir. Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleriyle beraber, İslam alimleri de, yaÅŸadıkları dönemlerden günümüze kadar ulaÅŸmış el yazması eserleriyle, o zamandan bugüne, bu büyük müjdenin ÅŸevk ve heyecanını taşımışlar; inananlar için bu konunun canlı tutulmasına ve takibine vesile olmuÅŸlardır. Nitekim içinde bulunduÄŸumuz bu dönemde ortaya çıkan bazı alametler bize, Hz. Mehdi’nin çıkışının oldukça yaklaÅŸtığını göstermektedir.

Hiç şüphe yok ki bu konu hakkında öğrenilecek her yeni bilgi, Müslümanların heyecanını arttırmaya vesile olacaktır. Ancak kimi çevreler Mehdiyet konusundan aleni şekilde bahsedilmesini istememektedirler. Bu konunun üstünü kapatarak insanlar tarafından unutulmasını isteyen tavırlar sergilemekte ve kendilerince bu müjdeyi engellemeye çalışmaktadırlar. Elbette Yüce Allah bu çabalarını geçersiz kılacağını müjdelemiştir:

Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan baÅŸkasını istemiyor. Müşrikler istemese de, O, dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O’dur. (Tevbe Suresi, 32-33)

BEDİÜZZAMAN’IN AHİR ZAMAN İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI GÖZARDI EDİLEMEZ

Daha önceki yazılarımızda da detaylı olarak ele aldığımız gibi;  hicri 13. asrın müceddidi Bediüzzaman’ın, üzerinde ehemmiyetle durduÄŸu konulardan biri de ahir zamandır. Bediüzzaman, Müslümanlar için müjdeli olan bu dönemin alametlerini ve önemli ÅŸahıslarını sayfalarca ve çok detaylı olarak açıklamıştır. Said Nursi, Hz. Mehdi’nin geliÅŸi ve İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılması konusunda tüm Müslümanlara yol gösterici nitelikte önemli açıklamalarda bulunmuÅŸtur.

İçinde bulunduğumuz döneme ışık tutan bu değerli izahlar, hiçbir şekilde göz ardı edilip yok sayılamaz.

İSLAM BİRLİĞİ’NE GİDEN YOL AÇILDI…

Dikkat edilecek olursa, son dönemde yazılı ve görsel basında İslam BirliÄŸi’nden sıkça bahsedilmektedir. ÇeÅŸitli ülkelerin baÅŸbakan ve bakanları, politikacılar, köşe yazarları, televizyon program yapımcıları, çeÅŸitli dergiler, kanaat önderleri bu konudaki özlemlerini dile getirmektedirler. Bununla birlikte bu birliÄŸin saÄŸlanabilmesi için bazı somut adımların da atılıyor olması son derece sevindirici bir geliÅŸmedir. İslam BirliÄŸi’ne giden yol sebepler dahilinde ilerlemektedir ancak burada asıl önemli olan bu konunun bir ahir zaman müjdesi olması ve konuya bu gözle bakılması gereÄŸidir. Allah’ın izniyle bu birlik, Hz. Mehdi’nin vesilesiyle kurulacaktır. Bu görev, onun kaderinde baÅŸarıyla tamamlanmıştır. Ancak bu bilginin insanları gevÅŸekliÄŸe sürüklememesi gerekir. Müslümanlara düşen sorumluluk, bu konuyu sürekli gündemde ve canlı tutmak, geliÅŸmeleri takip edip tüm Müslümanları bu konuda bilgilendirmek ve müjdelemek olmalıdır.

HZ. İSA İKİNCİ KEZ YERYÜZÜNE GELECEK…

Ahir zamanın bir baÅŸka müjdeli konusu olan Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne geliÅŸi konusu da aynı ÅŸekilde kimi çevrelerce örtbas edilerek unutturulmaya çalışılmaktadır.

Oysaki, Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne gelecek olması Kuran ayetlerinde ve Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde iman edenlere müjdelenmiÅŸ bir gerçektir. Bu hadislerden bazıları şöyledir:

“Hayatım elinde olan Allah’a yemin ederim ki Meryem oÄŸlu (İsa Aleyhisselam)’ın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır.”4

“İsa bin Meryem benim ümmetim içinde; adaletli bir hakim ve (yönetimde) adil bir imam olacak, haçı kırıp ezecek ve domuzu öldürecektir… Kap su ile dolduÄŸu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Din birliÄŸi de olacak, artık Allah’tan baÅŸkasına tapılmayacaktır.” 5

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde bildirildiÄŸi üzere, bundan iki bin yıl önce Allah’ın Kendi Katına yükselttiÄŸini (Nisa Suresi, 158) bildirdiÄŸi Hz. İsa ahir zamanda yeryüzüne tekrar gelecek, Hz. Mehdi ile birlikte yeryüzünde barışın ve huzurun saÄŸlanmasına Allah’ın izniyle vesile olacaktır. Üstelik son dönemlerde yaÅŸanan birçok olay ve geliÅŸme, bu deÄŸerli misafirin geliÅŸinin iyice yakınlaÅŸtığını da göstermektedir. (En doÄŸrusunu Allah bilir.)

Bu nedenle içinde bulunulan bu kıymetli dönem çok iyi deÄŸerlendirilmeli, Hz. İsa geldiÄŸinde mahçup olunacak her türlü tavır ve ahlaktan sakınılmalıdır. En sakınılması gereken ve belki de kiÅŸiyi en çok utandıracak tavırlardan biri de hiç şüphesiz, bu konuyu müjdelemek yerine bu gerçeÄŸi örtbas edip unutturmaya çalışan bir hal sergilemektir. Bu nedenle samimi iman edenlerin, Allah’ın bu kutlu elçisinin binlerce yıl sonra yeniden yeryüzüne gelecek olmasının ne kadar olaÄŸanüstü bir olay olduÄŸunu sürekli gündemde tutmaları, bazı kimselerde ortaya çıkabilecek gevÅŸeklik ve ÅŸevksizliÄŸin engellenmesi açısından önemlidir.

Adalete, huzura, düzene ve güzel ahlaka özlem duyanların beklentisi içinde oldukları kurtuluÅŸ, Allah’ın izni ile pek yakındır. YaÅŸanan pek çok geliÅŸme, bu kurtuluÅŸun yaklaÅŸtığının birer alametidir.

Bu alametlere tanıklık eden insanlar, Allah’ın izniyle, Hz. İsa’nın ve Hz. Mehdi’nin geliÅŸinin yakınlaÅŸtığını umut edebilirler. Her bir alamet, bize, çok kutlu bir dönemde yaÅŸadığımızın hatırlatıcısıdır. Asırlardır beklenen bu tarihi müjde-Allah’ın izniyle- gerçekleÅŸmek üzeredir.

Son dönemde yazılı ve görsel basında İslam BirliÄŸi’nden sıkça bahsedilmekte, böyle bir birliÄŸe duyulan özlem çeÅŸitli çevreler tarafından dile getirilmektedir.

Hiç kuÅŸkusuz ki İslam dinini aslına döndürecek, insanların imanına vesile olacak, Müslümanlar arasında büyük bir birlik saÄŸlayacak böylesine kutlu bir dönemde yaşıyor olmak Müslümanlar için çok büyük bir nimettir. Tüm İslam aleminin beklediÄŸi böylesine büyük ve müjdeli olaylara karşı ilgisiz ve kayıtsız kalmanın, bu hususları unutturmaya çalışmanın ileride Hz. İsa ve Hz. Mehdi’nin -Allah’ın izniyle- geliÅŸleriyle birlikte bu tavrı sergileyen kiÅŸiler için büyük bir mahçubiyet nedeni olabileceÄŸi de unutulmamalıdır. Rabbimiz Kuran’da bu kutlu dönemi şöyle haber vermiÅŸtir:

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va’detmiÅŸtir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beÄŸendiÄŸi dinlerini kendilerine yerleÅŸik kılıp saÄŸlamlaÅŸtıracak ve onları korkularından sonra güvenliÄŸe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir ÅŸeyi ortak koÅŸmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, iÅŸte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)

KAYNAKLAR:

1 - Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, İmam Şarani, Bedir Yayınevi, s. 438, (816)
2 - M. Chastrette, “Trends in structure-odor relationships”, SAR QSAR Environ. Res. 6, 1997, s. 215-254.
3 - Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108
4 - Sahihi Müslim, 6/532
5 - Sünen-i İbn-i Mace, 10/334

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaÅŸ